Biraz geçmiş

Normal bir insanım. Okulu bitirdim veya daha doğrusu diplomayı aldım diyelim. İlgimi artık hocalara notlara hastalara değil de biraz kendime vereyim dedim. Son dönemecinde olmasaydı okul, bırakmış ve daha önceden başlamış olabilirdim, ama her şey zamanını bekler, çiçekler ancak vakti gelince açar.

Hayatımın ekseninin şaştığını biliyordum: Mutsuz uyan, istenen kalıba girmeye çalış, ağzına bir veya iki lokma at veya geç kaldın çık, cansız yiyecekler gibi toplu taşın, ders dinle, memnuniyetsiz hoca ve hastaları memnun etmeye, insaniyet namına görevini yapmaya çalış, ruhun kaçmış bir şekilde eve dön, kafanı ekrana göm, ne verilirse onu ye, uykunun geldiğini fark etmeden kendini yarından koruyabilirmiş gibi başka konulara daldır kafanı, paketli şekerlemeleri izle izle izle, içinde zehir mi yoksa beni iyi edebilecek bişey mi var düşünmeden, beynini o-ya-la, uyuyakal, gece uyan, kendinden nefret eder ve yarının gelmesini istemez halde git yatağına yat. Ne kadar rutin denebilirse rutinim buydu. Ruhum ancak gece kalkınca konuşurdu, bu sefer de diğeri nefretle onu sustururdu.

Ama hayatımın bu kadar da karman çorman olduğundan bihaberdim. Kepi atıp nefes alış verişim düzelince odamı topladım, böcekleri ve tozları ayıkladım, ‘bu niye burada ki?’leri daha mantıklı yerlere koydum. Sonra farklı hayatlara bi bakıp çıkmamı sağlayan youtube(hem iyi hem kötü, ama ikisi de aşırıya yakın) bana minimalizmi gösterdi, konmari ile tanıştırdı. Eh, hadi bi bakalım, dedim. Kitabı bitirdim ve ağladım. Çünkü hayatımın artık durduğu gibi duramayacağını biliyordum. Zaten durmaması gerekiyordu. Ama insan(veya hiç olmazsa ben) gerçekten çöp olan şeylere bile bağlanıyor nasıl oluyorsa.

Ve başladım. Marie Kondo geçmiş hayatımın sevdiğim yönlerini hatırlamaya başlamamı tetikledi ve aynı zamanda sevmediğim, pişman olduğum yönlerini de atıp(ama teşekkür ederek) kurtulabileceğimi gösterdi.

Odam bitti.

Perde sonu

*

Malesef ben odamdan ibaret değilim. Bir evimiz var. Daha bu sabah arkadaşımın ne kadar güzel bir ailen var dediği ailemle paylaştığım bir evimiz var. Ve ben bu dünyadaki çok şanslı insanlardanım. Şükrediyorum.

Her iyinin bir kötü yanı demek istemiyorum(ama dilimin ucuna gelmiyor değil!) ama aile demek geçmiş demek ve sen geleceğini kurarken geçmişini temizlemen gerekiyor. Zaten Marie Kondo, aileniz görmesin sizi ayıklarken diyor, işte aynı durum: Hayatımı ayıklamaya, düzene sokmaya çalışırken kalsana işte şöyle, bizi beğenmiyor musun, bizi de ayıklayacaksın bu gidiş tarzı söylemler insanı üzüyor. Aslında yoldan geçen adam dese duymazsın bile ama sevdiğin insanların böyle davranışları biraz, nasıl desem, yarım bırakıyor insanı.

Çok kısa bir zaman sürecinden bahsetmiyorum ve tabi ki gelişmeler var- iyi ki! Ama hala daha bir imtihan bu aşmam gereken. Şu an ve gelecekten haberdar edeceğim inşallah.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s