Zamanın akışı

Küçük bir evimiz vardı, yetiyordu. Bu küçük eve taşınırken kaybolan yumurtadan çıkan oyuncağımı yıllarca aradım. Sonra onu bulma umudunu gönderirken bir tık daha büyüdüğümü anladım. Bir şeyleri boşluğa bırakmak zor bi eylem benim için. Tek kullanımlık hiç bir şeyin varlığına inanmadım ben, dokundum kullandım ama inanmadım. Son basamaktaki değerliler çekmecemden çıkanları görseydiniz anlardınız,

‘Biliyorum bir anlamı var ama dışarı çık da bir bak-çöp bu sadece çöp. Yıllardır mayalanmış olması da değerini arttırmıyor üzgünüm, gidecekler’

‘Aslında üzgün değilim, çöpü dışarı çıkarınca boşalan yere güzellikler gelecek.’

‘Bana öyle bakma, daha zor zamanlara sakla o yüzünü’

‘Tamam’

*

Ablam ve ben büyüdük, kocaman kızlar olduk. Eve gelen insanlar büyüdü, sayı her zaman artmasa da. ‘Benim evimin balkonu kadar bi yere bu kadar insanı sıkıştırmanın anlamı ne?!’ diye düşünenler de oldu mutlaka, hiç umursamadım.

Sonra bir parametrede ufalırken metrekarede büyüdü evimiz. Bir anda odamda alnımı yere koyabileceğim nokta sayısı 10’a katlandı. Boşluk bile fazla geldi. Kolilerin çokluğu ise biraz gerçeğe uyandırdı 15 yıldır taşınmayan bu aileyi. Sonra yavaş yavaş her şeyi koyacak bir yer buldukça unuttuk. O boş, ferah ev kolilerden çıkanlarla doldukça kafamız gibi karıştı, mutluluğumuz bulandı. Oysa perdemiz bile takılmamışken evin tek kanepesinde ne kadar da mutluyduk!

devamı gelecek…


Zamanın akışı’ için 2 yanıt

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s