Niye panda?

Ortaokulun başlarındayım, iş eğitimi en önemli dersmiş gibi sürekli tepemizde. Neler yapmak z0runda bırakılmadık ki; tepsiler boyadık, yamuk yumuk kutular yaptık mukavvadan, kestik biçtik proje diye. Kızlar peçete koleksiyonlarıyla hava atabildiler ödev malzemesi bahanesiyle(ne kadar saçma havalar var). Hiç birine ısınamadım. Beceriksiz değilim aslında ama motor yeteneklerim geç gelişiyor belki de(siz okuyup geçeceksiniz ama bu artık çok şey anlatıyor bana). Sonra makrome çıktı ortaya ve ben sonunda bir deseni sevdim. Standart bir hayvan portresi, çimen üzerine oturmuş bambu tutan sıradan bir panda. Gözlerinden başladım yüzünü tamamladım ellerine geçtim ama bıkmaktaydım, bitiremeyecektim çünkü devamı yeşil bir fasa fisoydu benim için, sıkıcı. Çimeni söktüm bambuyu attım ellerinden pandanın. Bir çiçek koydum, hikayesi tamamlandı, gövdesi değil.

Aklım yeni yeni yerine oturuyordu belki o zamanlar ama o kız hala içimde nefes alıyor. Hala en sevdiklerimi biraz daha çok sevdiklerime hibe ediyorum. Sonunda büyümüş olabilirim, reddedilince pişmanlık duymak yerine sadece verme eylemini gerçekleştirebildiğim için memnun olabilirim. Ama o kızın özü hala bende, bir başkasından daha çok.

Yıllar sonra bir ayıklama curcunasında, ne kadar güzel bir panda o öyle, kim yapmış dedim tuttum elimde. Hatırladım. Ne güzel desenmiş, çiçek yamuk ama çok yakışmış dedim. Hatırladım. Yüzlerce kez gülümseyerek pandanın gözlerinin içine baktıktan sonra hepsini hatırladım. O gün bulaşıkları yıkarken oluşan köpük bile gözlerimin önünde artık.

Ben hatıralar değili her saniye evriliyorum, yeniden inşa ediliyorum. Ama bir şeyler varsa aklımda, beni şekillendiren; onlar sadece benim yaşayıp unuttuklarım. Çünkü o anda, aklımızda tuttuğumuz dışındaki her şey unutulmuş değil midir aklın örümcek ağlı köşelerinde? Adımızı bile unutuyoruz. Sonra soruyorlar, milyonlarca provanın hakkını verip milisaniyeler içerisinde hatırlayıp yapıştırıyoruz cevabı. Aferin panda.

İsmimi unutmadım, unutmuş olmak da istemedim. Sadece, var olmak istemedim bir süre. Sonra da kendim olmak istemedim. Her şey zor geldi. Sonra tutam tutam çözüldüler ışığa tutulunca. Çözülmeyenler yandı gitti güneş karşısında. Ben kaldım, panda zor tutundu. Tuttum ellerinden, biraz daha otur soluklan, dedim, şimdi gitme. Aldı çiçeğini bana uzattı:

D’accord.

Bir kez daha gülümsedim.


Niye panda?’ için 8 yanıt

  1. Görseydik belki panda masumiyetini 🙂 İnsan büyüyor ve matlaşıyor. Soğuk ve donuk ve renksiz benizler görüyorum. Görmeseydim… Çocuklar nerede? Nerede kaldı çocukluğumuz ve çocukluklarımız? Sadece hatıralarda mı… elinize sağlık. Pandanıza sağlık 🙂

    Beğen

    1. Gelecek panda yüzünü gösterecek. Biraz çekingen ondan geç geliyor sadece 🙂 Şehirliyiz diye büyüdük diye kendimize format atmazsak her bireyin içinde bi çocuk bi ergenus bi de akıllı büyük var aslında. Kaybetmek için çok uğraşıyoruz, karşıdakini anlamamak için.
      Teşekkür ederiz 🙂

      Liked by 1 kişi

  2. Niye’lerin gerisindeki hikayeler… hep ilginçtir ve büyük hikayeler taşır çoğu zaman. O niye’ler ki, insanın söyleyecek, paylaşacak ne çok şeyi olduğunun da işaretidir. Sizde olduğu gibi. Kesinlikle felsefi dokunuşların içinizdeki sevimli panda ile buluşması bu, burada yazdıklarınız. Bir edebiyat editörü değilim ama çok acaip güzel yazıyorsunuz. Ben de vardım, benim pandalarım da vardı yazdıklarınızda, nasıl keyifle okudum. Çok teşekkür ederim, sevgiler, nia

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s