Kişisel sorgulama

Şimdi. Bu blog niye var, var mı, kimin için yazıyor, yazıyor mu? gibi bir kaç soruyu cevaplarken biraz da yaşamsal geyik yapayım, iyi gelir. Bu blog bir Mark Manson, bir James Clear, bir what i’ve learned olmak istedi. Oldu mu, hayır. Dert mi, değil. (Belki 30’dan sonra olurum?)  Onun yerine ne oldu? Bu soru zor sona bırakalım.
Kimin için yazıyorum? Basit görünen ama kompleks bir soru bu. Benim de basit görünen ama kompleks bir cevabım var buna. Kendim için yazıyorum. Geçmişim ve geleceğim ve geçmişlerimin her biri için belki de. Buluttan nem kapıp hasta olan, kendini ifade edemeyip susan küçük kızım için, affettiğim, bir yol gösterebileceğimi bildiğim ama kendimi ifade etmeme izin verilmeyen yakınlarım için, Dedemin okuyup durduğu dergilerin hatrı için, acısını anlatsa kimse anlamayacağı için konuştuğunda derinlere inmekten kaçınan dünüm için, bana görebildiğim gözleri, duyabildiğim sözleri ve kavrayabildiğim çözümleri gönderen Rabbime bütün bunların sadakasını verebilmek için(ve bilirim ki şükretmezsem, paylaşmazsam azalır. Elimdeki bana yeter dersem aç ve susuz göçer giderim), ‘ben susarsam dünya iyiye dönmeyecek’ diyen anneme ‘sana katılıyorum’ diyebilmek için. Gördüğünüz gibi sadece kendim için yazıyorum, ah evet az biraz da dünyamız için.

Yazıyor muyum? Bilmem, buna yazmak diyebilir miyiz, ancak ifade etmeye çalışmak diyebiliriz. Peki neden yazmaz neden kafa patlatmaz bu kız az biraz? Bu kız nerede duracağını şaşırdı. Dozu ayarlayamadı. Her şey bir anda mükemmel olsun dedi, sarıldığı yol hayallerine yetmedi, gerçeğini taşımadı. Şimdi önemli olan nedir onu düşünüyor. En önemli gördüğü yolda adımlar atmazsa, defalarca düşerek kalkmayı öğrenmezse o yola önemli dediğinde ona inanalım mı? Bu daha da zor bir soru oldu, cevaplamak istersem ‘ben size dönerim’*

Bu blog ne yani şu an (veya neye dönüştüğünü görmeyi beklemeliyiz)? Bence beklentiler boş şeyler, herkes hayatını yaşamaya odaklanmalı. Biri veya bir şey hayatını etkileyecekse, yardımcı olacaksa yaşamana, o şey hayatına dahil olmayı da bilmelidir/zaten biliyordur. Bu umudu yitirmek değil, kesinlikle değil. Ama umudu büyütüp süsleyip sonra çok sonradan gelenle sadece hayal kırıklığını tatmak hiç hoş değil. Sunduğum alternatif nedir, beklemek yerine aramaktır. Hep arayışta olmaktır. Eylemsizlikten enerjinin yettiği ufacık eylemlere geçiştir.Bence zaten bizden istenen de budur. ((Otura otura topladığın o potansiyel enerjiyi hafif meyilli yokuşun başından serbest bırakıp olacakları izlemektir belki de?))

Soruya dönersek, bu uzun girizgahın etkisiyle, soruyu şuna dönüştürebiliriz: Bu blog neyi arıyor? İşte bunu cevaplandırabilirim. Gerçeği arıyor. Gerçeğin pratiğe dökülebilecek, fayda verecek ve mümkünse faydasını kısa vadede gösterecek olanını arıyor. Bir kısım cevaplar buldu, azıcık paylaştı ve sustu. Peki neden? İşte bu sorunun cevabı, kayda alınası bir cevap değil. O yüzden hedefim bu soruyu buradan silmektir ilk aşamada. Zaten ekseriyetle konuştum, kendimi ufak bir sorguya tutayım derken sizi de şahit tuttum hakkınızı helal ediniz.

‘ben size dönerim’*

Çevirisi: Hiç beklemeyin büyük ihtimalle dönmem.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s