Beslenmek?

Beslenme konusunda insanların kafasının giderek daha da karıştırıldığını görüyorum. Benim kafam hepsinden daha karışık olduğu için biraz konuşayım dedim. Dünyanın her yerinden deliler diyet kuyusuna taş atıyor ve o taşları çıkaracak yeterli akıllımız yok. Olan akıllılar da yeterince iyi şovmen değiller(şovmenlik konusu mühim mesele, sonra değinelim inşallah). Biri yağ kötüdür diyor diğeri karbonhidrat aman diyor sonra gluteni taşlıyorlar ardından süt ürünleri, şeker… Herkesin kafası karışana dek bunu yapıyorlar. Temel bir sihirbazlık numarasıdır aslında, önce kafa karıştırır, beklenti oluşturur soru işaretleri yazarsın sonra da istediğin gibi cevaplarsın. Basit yöntem, kolay şovmenlik.

Bir iki yıldır bilinçli bir şekilde her türlü deliyi ve akıllıyı dinlemeye çabalayışım sonucu ne çıktı ortaya şimdi bunu cevaplayalım(acemi şovmen).

1- Gluten, şeker ve hatta süt ürünleri birer bağımlılık

(aslında dikkatli bakınca yemek yemek de bir bağımlılık, doğuştan gelen) ancak yeterince sabırlı davranabilirseniz(her diyetin en önemli gizli konusu, willpower*) bu bağımlılık kaybolmaya yüz tutabiliyor. ‘Aa ne kadar da hoş, hiç bir şeye bağımlı olmadan yaşamak ne kadar şahane!’. Evet, tabi ama insan sosyal bir varlık. Senin canın çekmese de şu devirde ufak sohbetlerin içeriği mütemadiyen çikolatacılar ve hormonları ters yönde uyaran tariflerken sürekli can sıkan kızı oynayınca can sıkan kızın kendi canı bile sıkılıyor. Hadi onu geçtim, sosyal olmayayım da evimde kahvaltımı edeyim dediğinde sana arada eşlik eden aile büyüklerin, mutlulukla bağımlısı oldukları beyazlatılmış ekmeği yemeyi reddeden kızlarına ‘bizi beğenmiyörsün’ diyebilir, haklarıdır. Burada diğer maddeye bağlanıyoruz.

2- Bir ömür yapamayacağın beslenme tarzına baştan söz verme.

Çünkü çok basit mantık, her gün yemek yiyoruz. Yine de esaslı bir söz vermek istiyorsan, kuralları baştan çiz. Diyelim, ‘bundan sonra ömrüm boyunca rafine şeker tüketmeyeceğim’ dedin. Şunu da ekle, eğer yersem de bir porsiyondan fazla yemeyeceğim ve ertesi gün telafi edeceğim, gibi bişeyler. Ama ne olursa olsun…

3- Kendini çok sıkma, yemek bir ceza değil.

Kilolu olduğun için şu sağlıklı olan ama tadı bişeye benzemeyen şeyi yemek zorundasın, diye düşünme, arkaplandan da seni zaten sevmiyorum gelmesin. Herşeyden önce kendini sev, lokmanı sev, içtiğin suyu sev. Severek zehir bile içilse öldürmeyeceğine inanıyorum çünkü masalsı yaşamaya inanıyorum-masalsı yaşamasam da. Bu kadar ütopik düşünmek zorunda değilsiniz tabi ama insanın kendi kendisine lanetler okuması kimseyi de yüceltmedi şu ana kadar, aklınızda bu kalsa yeterli.

Kısaca şunu da söylemiş olayım, çağımızda sıklıkla öyle uygulansa da, yemek bir ödül de değil. Yemek sadece yemek. Tamam arada özelleşebilir ama her gün, her hafta değil. Ödül olabilecek çook daha güzel ve özel şeyler var 😉

4- Yeni uydurulmuş şeylerden uzak dur.

Yeni uydurulmuş diyetler de bunun içinde, yeni tekniklerle işlenip paketlenmiş gıdalar da(besin diyemedim çünkü beslemiyor onlar). Eskiye gidelim çünkü yenide herkes hasta veya hasta adayı. Geçmeyen sebepsiz yorgunluklar, ağrılar, halsizlikler, isteksizlikler- bunların hepsi birer semptom ve belli bir yaş üstü şehirde yaşayıp da ben hiç böyle hissetmedim her gün şahaneyim diyebilecek kimseyle tanışmadım. Tanışmış olan varsa söylesin, ne yiyorsa ondan yiyelim 🙂

Peki ne kadar eskiye gidelim? Herkes kendi cevabını verebilir bu aşamada. Taş devrindeki insanları çok sağlıklı bulan o çağa insin, peygamberinin sofrasında sağlık ve huzur bulmak isteyen o çağa. Ama en azından babanızın/dedenizin/büyük büyük dedenizin -köyle bağı en son kopan halkaya inin. Tabi burada durum incelemesi kolay ama yanılması da kolay bir seviyeye geliyor. Bisküvi uzattığınızda yiyor diye paket paket bisküviyi götürmeyin, tarafsız araştırmacı olun biraz.

Önceden bu kadar çeşit yokmuş ve memnunmuş herkes tabağındakinden. Çeşit arttıkça çocukların suratları asılmaya başlar olmuş ‘en sevdiğim yemeklerden sondan üçüncü niye yok yaa’ diye. Kahvaltımız sadece tarhana çorbasıydı, her gün içer doyardık diyor biri. Çok zengin ailenin kızı annesinin gün hazırlığını anlatıyor ‘Bir kısır, bir kek bir de börek olurdu sadece, üstelik önceden haberli misafire.’ Şimdi günler ufak şovmenlik sahnelerine dönüştü; şunun fotoğrafını çeker paylaşırlar, şunun tarifini sorarlar, kendimi çatlatayım da on beş çeşit yapayım sadece yemeklerle ilgilensinler, kimse kimseyi dinlemeye çabalamasın.

5- İyi kötü diye bir ayrım yok(çok az var) her şeyin iyisi ve kötüsü var.

Buğday/gluten kötüdür uzak durulmalıdır değil işlenmiş beyaz undan uzaklaşılmalı, atalarımızın yediği çeşitli unlar, bulgurlar ve tarhanalara yer açılmalı. Süt ürünleri korkunçtur şişmanlatır değil, reklamda mutlu diyor diye mutlu olduğu düşünülen ineklerin değil fabrika uzantıları kendine dokunmadığı ve yavrusuyla yaşayabildiği için mutlu olan ineklerin işlenmemiş kutulanmamış sütleri niye tüketilmesin? Et yemek katilliktir değil, bu kadar çok et yemek doyumsuzluktur, nefsi azmışlıktır.

Dibine kadar kötü hiç mi bir şey yok, elbet var. Alkol iyi olduğundan kat be kat daha kötüdür, şeker de legal bir uyuşturucudur. Yapay olan her şey de büyük ihtimalle iyi bir şeyin imitasyonudur, zararlı halidir.

Bütün bu meseleler hassas meseleler ama kendi içimde çok tutarlı olduğumu düşünüyorum. Bu kadar teoride konuştun pratiğin nasıl diye sorsanız, hepsini bir miktar uyguladım ama şu anda kendime hoşgörülü yaklaşıyorum. Yakında geri dönmeyecek sözler vermeye hazırlanıyorum ama önce kendimi daha iyi yönetebilmem gerek.

Bu yazdıklarımı ‘neymiş bu beslenme meselesi’ diye araştırmaya başlamadan önce okumuş olsaydım peki der geçer yine deneye yanıla, düşe kalka öğrenmeyi seçerdim. Siz de öyle yapın, hiç alınmam. Ne beslenme ne de minimalizm otoritesiyim şurada. Yaşamayı öğrenmeye çalışan bir pandayım sadece.

Son söz, sebzeleri sevin. Sevilince inanılmaz güzelleşiyorlar.


Beslenmek?’ için 10 yanıt

  1. Yemek yemeyi işkence olarak gören biri olarak beğendim. Hani şu bilim kurgu filmlerinin sık sık değindiği, minik haplarla falan doymalar… Tam benlik aslında… Çok kötü elbette bu. Obez olmak kadar sıkıntılı. En güzeli doğal olandan şaşmamak yine de. Olur da bulabilirsen 🙂 (…diye düşünüyorum)

    Beğen

    1. Doğalı bulabilme kısmı kilit. Gittikçe uzaklaşıyoruz doğadan da doğaldan da. Yine de ümit bizimdir 🙂
      Hap yutamayan biri olarak o dönemi iple çekemiyorum ama beslenmek gerçekten o kadar basit ve sade olmalı aslında. Duymadığım farklı fikirler kalmış beslenme konusunda biraz da onları dinliyorum şimdi. Sonumuz hayır olsun 😅

      Beğen

    2. Bu arada geçen gün rüyamda gördüm seni Senbiyah. Ben hiç bal bulamayacağım diye üzülürken bir iki damla bi şey ile yardımcı oldun bana. Arıları bulmama yardımcı olurmuş. Sonra da bak onlara dedin yavruları ile birlikte bir anne kediyi gösterdin.
      Rüyamda edemedim şimdi edeyim, teşekkür ederim 😊

      Beğen

      1. İlginçtir ki, yazını ilk okuduğumda Canan Karatayın’ın bal hakkındaki iddaları aklıma geldi. Son günlerde bayağı bir tartışma konusu olması yüzünden sanırım. Bazı konularda insanın neye-kime inanacağını şaşırır hale gelmesi falan… Herkes ayrı telden çalıyor diyerek hak vermiştim sana 🙂 Arılara gelince, umarım en kısa sürede bulursun/bulmuşsundur 🙂 Bal şifadır… Aslında ne diyeceğimi bilemiyorum cidden. Keşke Hz.Yusuf gibi rüyaları tarif edebilen bir mucize olsaydı dedim. Kediler bu alemde ki en sevdiğim hayvanların başında geliyor. İlginç, çok ilginç. Şaşkınım ve estağfurullah… Asıl ben teşekkür ederim rüyanızda ağırladığınız için beni 🙂 Her ne kadar irademizi kullanamasakta rüyalarımızda 🙂

        Liked by 1 kişi

      2. İnşallah hepimiz arımızı/balımızı buluruz kolayca 🙂 Bu sıralar çok rüya görüyorum hiç bir zaman da pek mantıklı olmadı rüyalarım. Üzüntülü sıkıntılı giden bir rüya sizin misafirliğinizle güzele döndü ondandır teşekkür borcum 🙂

        Liked by 1 kişi

      3. İnşallah. Bilmiyorum belki de yalnızca bende bu şekilde işliyordur bu durum ama rüyalarımızın genellikle mantıksız olması yüzünden iradesizlikten söz etmiştim zaten 🙂 Ben çok nadiren hatırlarım rüyalarımı… Rüya gördüğümü bilirim ama ne oldu-nasıl oldunun çaresizliği ile uyanırım. Sıkıntınızı hafifletebilmiş olmak (rüyada dahi olsa), sıkıntılarımı hafifletti ve ben gülümsüyorum şuan 🙂 Son zamanlarda aldığım en güzel haber oldu bu 🙂

        Liked by 1 kişi

      4. Haddim değil böyle şeyler söylemek ama ufak da olsa zikre devam etmek parıl parıl parlatıyor rüyaları. Ben de öyleydim.
        Bu aşırı geç cevaptan ötürü de kusuruma bakmayın. Ne oluyor da bu kadar kopuyorum arada bilemedim 😅

        Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s