Kalbin dışındaki her yeri dârülharp bellemek

Şimdiye kadar duyduğum en saçma şey.

Evet, kalbin dışındaki yerler sana ait olmayabilir-ki kendi kalbimiz bile ne kadar bizim, ne kadar hükmümüz altında bu da başka bir soru- ancak kalbinin dışını dârülharp belleyip uzak durmak sana ne kazandıracak?

İnsan ve daha bir çok canlı, tek yaşamak üzere dizayn edilmemiş. Yalnızlık ancak umutsuzluğu besliyor. Umutsuzluk ise hareketsizliği, adım atamamayı. Böyle yaşamak, yaşamak değil.

Yaşamayı derin derin duyumsayabilmek için önce biraz risk almak gerekiyor. Olup olmayacağına emin olmadan, ‘olursa çok güzel olur‘ diye düşündüğün bir ihtimalin peşinden biraz koşmak gerekiyor. Bu kalbini ortaya koyduğun her şey için geçerli; aşk, arkadaşlık ya da hayaller. Risk alıp kendini tanıtabileceğin en güzel şekilde tanıtmadan, gelecek tepkiyi bilemezsin. Sen türlü çeşit hesaplar yaparsın ama belki o gün iyi bir günündedir, yakın zamanda fikirleri değişmiştir ya da artık bir şeyler değişsin istiyordur. Hesaplar tutmaz. Hesaplar tutmayacağı için uzun uzun hesaplamalar yapmak da anlamsızdır.

Kalbini açmaya, savaşla değil barışla başka yurtlar keşfetmeye hazır olmalı insan. Evet alınan risklerin bir kısmı sadece vakit kaybı, acı ve üzüntü olarak geri dönecek. Umduğunu değil bulduğunu; hayat derslerini bırakacak kucağına. Ancak bu bir kayıp değil. Buz gibi durduğun yerde durmaya devam etmektense, sonu hüsranla sonuçlanacak bir maceraya atılmak daha keyifli, daha öğretici. Her günü aynı olan ziyanda değil miydi? Bu konfor alanımızdan çıkmak için bir çağrı değil de ne?

Kalbini böyle bir maceraya sürerken aklında tutman gereken tek bir şey var; ne zaman pes etmen gerektiğin. Körü körüne, bir masal prensesi edasıyla değil değil ama bitebilecek bir ihtimal olarak adım atıyor oluşun. Kalbinin dışı dârülharp değilse de, kalbinin de sınırları, kaleleri, güvenliği var. Bu önlemleri bütünüyle devre dışı bırakmadan ama kalbin ötesindeki topraklarla tatlı bir iletişim ve ticaret halinde kalmak gerekiyor. Al gülüm ver gülüm. Seni sevdim gel gülüm, bi şeyler ters biraz uzakta dur gülüm 🙂

Maceralar bize yalnızca dış dünyayı öğretmiyor. Her dışarıya yolculuk aynı zamanda kendi içine adım attığın bir yolculuk, seni sana anlatan bir hikaye. Yaşamaktan korkmadan, kendini tanımaktan korkmadan ilerlemeye talip olmak gerekiyor. Güzel hikayeler bizi bulsun, torunlarımıza anlatacaklarımız olsun diye. Hem belki kalbimizin toprakları genişler, öte diyarlar da bize ev olur. Denemeye değmez mi? 🙂

Sevgiler,

Sade.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s