Panzehir

İnsanlardan iğrendim. Her birinden ayrı ayrı değil ama genel olarak insanlardaki insanlık azlığından tiksindim. Okul bitince boş boş oturacağım insan yüzü görmeyeceğim bi süre, dedim, iyi dene bakalım, dediler. Bazıları da ”çok şımarıksın” dedi. Biz çalışacak iş bulamıyoruz, senin işin hazır çalışmayacağım diyorsun, dediler. Haklısınız, dedim çünkü denebilecek başka bir söz yoktu.

İnsanlardan uzak durdum, çok azı müstesna. Sonra o ‘çok az’lık grup kendisinin ayrı tutulmaması gerektiğini gösterdi bana. ‘İnsan insanın kurdudur’ diyor Hobbes ve ben içim ağlayarak katılıyorum. Dünyanın işleyişini öğrenmek genellikle sarsıyor beni. Temiz ve net bir şeyler görmeyi beklerken girift ve bulanık gidiyor her şey.

Bana ayrılan sürenin sonu geldi, sayaç sıfırlandı. İnsan nasıl ekmeğe, plastiğe, insana bağımlı olmadan yaşar, araştırdım. Çok ilham verici ama gerçekle bağı ince olan yaşayışlar keşfettim. Bana ideal görünen hayatı uygulamaya çalıştıkça bugünden, başka bir yerde olmayı diledikçe üzerinde yürüdüğüm dünyadan koptum. Sosyallik kavramından zaten ben kendimi kopardım. Oh, memnundum. Kafam rahattı, gördüğüm sadece kendi yangınımdı.

Sayaç sıfırlandı. Herkes kendisine düşeni yaparsa kurtuluruz düşüncesinden hareketle, ülkemi iyileştirmek için bir apartman dairesi kadar olan vatanımı kurtarmaktan başladım işe. Basamağın istediğin kadar altında ya da üstünde ol, hizmet sektörü insan ilişkileri üzerinden ilerliyor. Öğrendim, kolay olmadı. Haftalık ve aylık rezervasyonlarımın bomboş olduğu dönemde gitmeye üşendiğim münazara eğitimlerine gittim. Bu sefer ‘Ben kendimi sadece mesleğimle tanımlayamam, gençliğim kaçıp gidiyor yakalamam gerek’ gibi bir düşünceyle. Hayatın işleyişini biraz daha öğrendim, bu sefer teorik ama yine de canımı yaktı. Bir münazır olmadım, zaten olmak için de gitmedim, ama burası bana güzel bir kapı araladı.

İyilik yapmak bencilliğin prim yaptığı modern dünyada delilik gibi algılanıyordu. Organize Deliler diyelim, maksat iyilik üretmek olsun, deli demek isteyen de desin gibi bir söylemle ortaya çıktı. İkna olmak için gitmedim ama savunucusu olarak bitirdim kursu. Başkasına iyilik yapmak o başkasından çok sana fayda sağlıyor, denedim ve gördüm. Bu sefer pratik.

‘İnsan insanın hem zehiri hem panzehiri’ diyor annem. Buna artık daha çok katılıyorum.

Bu oldukça eski bir yazı. Artık iyileşmiş eski yaralar.

Ancak beni pek sevdiğim şimdiki halime kavuşturmuş versiyonumun acıları, o sebeple kıymetli.

Yazı üç aşağı beş yukarı bir bütünlük yakaladığı için dokunmayacağım ona. Ama izin verin, fikrimin, bakış açımın değiştiğini söyleyebileyim size. Değişti.

Diyorum ki; kimse kimseye ne bütünüyle zehir, ne bütünüyle panzehir olabilir. İnsan insanla yaşar, gelişir ama yoluna sınavları çıkaran hayattır. Geçmek isteyen herkes geçer o sınavlardan, kurallar basit.

-Farkındalık kazan,

-Fedakarlığını yap (fazlalıklardan arın),

-Tadını çıkar.

Bir sonraki yazıda bu kuralları keyifle açayım ancak şimdi şunu dememe izin verin lütfen,

Yaşamak, büyümek güzel!


Haftaya görüşürüz ❤


Panzehir’ için 4 yanıt

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s