Hayatın tatlı kuralları

  1. Farkındalık kazan

    Başına gelen zorluk her ne ise, sana bir şeyi fark ettirmek, kullanmadığın bir bakış açısını kazandırmak üzere geldi. Ne kadar hızlıca sebebini anlarsan, o kadar hızla sınavını dönüştürmen mümkün.

    Peki nasıl kazanabiliriz bu farkındalığı? Benim önerim, sakin kalmak ve üzerine *paniksiz bir şekilde* düşünmek olacak. Yani gerçekten kıymet verdiğin bir arkadaşını dinler gibi, derdini karşına alıp ”anlat” demekle uzun yolların bir anda aşıldığına inanıyorum. Elbette bu alışmamış insanlar için biraz zor gelen bir eylem. Ancak kolaylaştırmak mümkün.

    Odağı kuvvetlendirmek için kalem kağıtla yapılabilir bu konuşma. Ancak yazarken bile cümleleri isyan eder gibi değil, gerçekten bir cevap bekler gibi yazmak önemli. ”Nedennn bu benim başıma geliyor?”dan ziyade ”Bu durum bana ne anlatmak için gelmiş olabilir?” çok daha yapıcı bir başlangıç cümlesi olacaktır.
    Sonrasında cümlelerin akmasına izin verin, bırakın konuşsun. Bırakın, içine sıkışmış olan o parçacık yüzeye kavuşsun. Belki biraz kirletsin, belki biraz ıslatsın sayfaları ama gizli kalmasın.

    Yok ben tek başıma yapamam diyorsanız terapi de iyi bir seçenek olacaktır. Ben kendi içime yolculuğu kendimle yapmayı daha çok seviyorum.

  2. Fedakarlığını yap.

    Genellikle ilk aşama sırasında zaten fark edeceksin ne yapman gerektiğini. Derdin sana diyecek ki: ”artık şu alışkanlığını daha iyisi ile değiştir, şu kişiyle sınırını çiz, şu alanı bırak.”. Dinle onu.

    Biz ölümlü ve dünya üzerindeki vakti sınırlı varlıklarız. Bir şeyi çıkarmadan daha güzelini oraya yerleştirmek imkansıza yakın(ve anlamsız da). O yüzden, bahçeye sebze tohumları ekmeden önce ayrık otları ayıklar gibi ayıklamak gerek zamanımızdaki, mekanımızdaki, enerjimizdeki fayda vermeyenleri.
    Mekandakileri zaten konmari yaparak ve eşyalar için ”biri gelirse diğeri gider” mantığını kazanarak kolayca halledebiliriz. Aman dursun kenarda dediğiniz şeyler aslında enerjinizden çok şey götürüyor çünkü. Var bir sebebi.
    Zamanımız en kıymetlimiz. Eşyalar ayıklanır, gerekiyorsa tekrar alınır yerine konur. Giden zaman geri gelmiyor. Günlük rutinlerin içine sıkışmış, ne yaptığımızı düşünmeden yaptığımız (mesela: akşam eve yorgun gelince televizyon izlenir) eylemler bizim kimliğimizi belirliyor. Vaktimizi mümkün olduğunca bilinçli bir şekilde inşa etmek bizim elimizde.
    Enerji, bu evrendeki en kıymetli döviz kuru. İlgin, dikkatin, kıymetli zamanın neyin üzerinde ise ona harcıyorsun fark etmeden. Kafandan atamadığın eski insanlara dağıtıp duruyorsun kıymetlini. Vaktin geçmiyor belki ama kendine ayıracağın ilgi başka şeylere dağılıyor. Farkında ol.

  3. Tadını çıkar.

    Önceki Havva ile şimdikinin ne farkı var deseniz her şeyi özetleyen tek bir cümlem var: Artık hayatın tadını çıkarıyor. Ve bunu utanmadan, çekinmeden, saklanmadan; hakkı olarak görerek yapıyor. Ve gerçekten inanıyorum buna; bu hayata keyif almak ve şükretmek için gönderildik.

    Hakkında çok uzun yazabilirim ama tek bir şey söyle ve çekil artık derseniz. Kirazın tadı diyerek gönül rahatlığıyla çekilebilirim.
    https://mubi.com/films/taste-of-cherry

Haftaya görüşmek üzere!


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s