Şefkat üzerine

Şefkat nedir gerçekten, hiç durup düşündük mü?

Şefkat sözlüklerde “acıyarak ve/veya koruyarak sevme, sevecenlik” olarak tanımlanır. Kökeninde sevgi, merhamet ve yardım duygularının bulunduğu şefkat çeşitli felsefi görüşlerde ve inanç sistemlerinde farklı kavramlarla dile getirilmişse de hepsinde de olumlu bir duygu ve davranış biçimi olarak dile getirilmiştir.

Vikipedi/şefkat

Vikipedi, bu şekilde tanımlamış. Acıyarak veya koruyarak sevme, ”olumlu” bir duygu ve davranış biçimi. Ancak ben başka bir şekilde yorumlayacağım.

Şefkat, daha çok kadın bireylerde gözlemlenen veya kadınlara atfedilen bir davranış. Şefkatli davranış, doğru zamanda doğru yerde açığa çıktığında, hem uygulayan hem uygulanan için iç ısıtıcı, muhteşem bir şey. Hatta belki biraz abartırsak, minicik şefkat damlaları halka halka yayılarak dünyayı daha tatlı ve güvenilir bir yere çeviriyor bile diyebiliriz. Ama tamam, o kadar abartmayalım.

Çünkü maalesef, şefkatin kritik bir noktası var. Şefkate ihtiyacı olmayan birine zorla veya karşılıksız bir şekilde verildiğinde ters tepebiliyor. Ve sonuç her iki taraf için de tatsız, damlalar halkasız ve bir asit yağmuru gibi yakıcı.

Oysa biz insanız. Hatalarımızdan ders alır, enerjimizi harcayacağımız yeri seçeriz. Ama işte, belki de o kadar akıllı değiliz…

Haydi biraz benim içime bakalım (yani bu, ‘biraz itiraf dinleyin’ demekle eşdeğer :)).
Zaman zaman *ve büyük ihtimalle hormonların etkisiyle* içimde kolay zapt edemediğim bir şefkat patlamasıyla baş başa buluyorum kendimi. Özellikle de birinin iç dünyasına kısa bir bakış attıysam, illa ki şefkate ihtiyaç duyan parçacıklar çarpıyor gözüme. ”Dur” diyorum, ”dur.” diyor akıllı yanım. Ama her zaman durduramıyorum işte.


Sonrası curcuna.

Başta olgunlukla karşılayan insanlar gittikçe huzursuzlaşıyor. Birinin yaralarını keşfetmesinin tedirginliği içinde devinip duruyorlar. İvmelendikçe yakıp yıkıyorlar. Elde var sıfır. Kaşifinden uzakta iken yaralar güvende kalıyor. Vakti saati gelmeden kimse iyileşmiyor, dönüşmüyor ve dahi ölmüyor.

Ve verilen her emek gibi, şefkat davranışı da karşılıksız kaldığında üşüyor, üzülüyor. İşte buna bir çözümüm var! *yeterince akıllandım mı dersiniz?*

Madem ki içimize doğan şefkat davranışını dizginleyemiyoruz. Dizginlemeyelim. Sadece o seli baraja yönlendirerek faydalı bir hale getirelim. Nasıl mı?

Aslında nasıl olduğunun bir önemi yok. Daha ziyade kime/neye karşı gerçekleştirildiği kritik. İhtiyacı olmayan yetişkin bireyler üzerinde ziyan etmek yerine, çocuklara, hayvanlara ve hatta bitkilere bile yönlendirmek mümkün. Ben de bunu kaderin tatlı bir cilvesiyle keşfettim.


Şefkatin alt davranışlarından birinin, bakım vermek, çekip çevirmek, karşı tarafın iyi olup olmadığını kontrol etmek olduğunu düşünüyorum. Bu keşfimin öncesinde sanal bir topluluğun iyi halini önemserken bir anda bir grup deney hayvanının iyi halinden sorumlu olan nihai kişi olarak buldum kendimi. Bu farklı sorumluluk, her nasıl olduysa, çok iyi geldi bana. Bakım verdiğim hayvanlar bana ters tepki vermiyor, tam aksine, ben onlara baktıkça iyileşiyorlardı. Olması gerektiği gibi.

Böylelikle bir sonuç çıkardım kendime. Yarasına açık net bir çözüm yolu, bir merhamet merhemi aramayan kimseye boş yere şefkat saçmamak gerektiğine; gerçekten ihtiyaç duyan ve o ihtiyacı kendi kendine karşılayamayacak varlıklara keyifle şefkat gösterebileceğime karar verdim.

Bu karar, beni daha zalim veya şefkatsiz biri yapmadı, diye düşünüyorum (itirazı olan varsa yumuşak bir şekilde uyarsın lütfen). Ancak beni çok daha huzurlu bir havaya kavuşturduğuna inanıyorum.

Şefkat göstermemeyi bir alternatif olarak göremediğim bir zamandan kendim için hazırladığım bir motivasyonel resim. Benim için çok işe yaradı. Geniş bir zaman bulduğumda herkesin hizmetine sunmayı düşünüyorum bu ve benzeri sözcüklerden hazırladığım resimleri.
shopier.com/sadeart
Şefkat göstermemeyi bir alternatif olarak göremediğim bir zamandan kendim için hazırladığım bir motivasyonel resim. Benim için çok işe yaradı. Geniş bir zaman bulduğumda herkesin hizmetine sunmayı düşünüyorum, bu ve benzeri sözcüklerden hazırladığım resimleri.
shopier.com/sadeart

Başka farkındalıklarda buluşmak üzere, yorumlarınızı bekliyorum.

Şefkatle yaralarınızdan öpen, Sade.

*şaka şaka* 😉

Not: Yazıyı paylaştıktan sonra bir arkadaşım, inanılmaz tatlı bir dille ‘şefkat yorgunluğu’ diye bir terimin literatüre bile geçtiğini söyledi. İlgisini çekenler için buraya bırakıyorum. Teşekkür ederim Merve 🙂


Şefkat üzerine’ için 4 yanıt

  1. Yazınız güzel olmuş.Güvenden sonra en değer verdiğim, bir insanı yaşamıma, duvarlarımın içine alırken dikkat ettiğim bir bakış.Bir çocuğa bir yaşlıya ,bir varlığa dolu dolu gözlerle bakamayan insanda şefkat olmadığını düşünürüm.Ve uzak dururum.Sefkat benim bireysel sozlüğümde “kiyamamak”tır.

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s