Teslimiyet, bir mektup

Seninle o zaman tanıştık. Üniversitenin son senesi, diplerdeyim. Hiç bir şey istediğim gibi gitmiyor ama yine de sonuna kadar kendimi ittiriyor, debeleniyorken- cildim hiç olmadığı kadar sivilce dolu, lenslerim her gün ve her gece batarak beni çıldırtıyor, çok çalışıyorum yine de işlerim hep ters gidiyor.

Bir miktar durup düşünmüş olmalıyım ki bazı kararlar almışım. Hatırlıyorum, stresten kasılmış vücuduma sadece iyi geldiği için yogaya başlamıştım. Yıllardır bir gün bile aksatmadan kullandığım lensleri atmışım bir kenara, takmışım eski gözlükleri. Ancak bir türlü, çok debelenme huyumu rafa kaldıramıyorum çünkü bu okuldan mezun olmak zorundayım. Vaktinde mezun olamamanın başarısızlığıyla başa çıkabilecek bir halde değilim çünkü, bu fikri içimden geçirmek bile bütün vücudumu buz gibi yapıyor.

Küçük bir not, akademik olarak hep iyi oldum mesele notlar değil. Pratik dersleri için hasta bakmamız gerekiyor ve ben o küçük ve korkak yaşımda insanlarla nasıl baş edeceğimi bilmiyorum, ben korkmaya devam ettikçe ve kendimden şüphelendikçe de işler hep ters gidiyor.

Sonra, o sene en çok istediğim şeyi gördüm. Yurtdışında bir hafta, eğitim ama bu felaket halimden uzaklaşıp nereye gidersem gideyim bana tatil. Benim kadar isteyen yokmuş ki bana çıktı bu fırsat. Haberin geldiği o akşam her anlamda ”seçilmiş” hissettim kendimi; uzun zamandır hissedemediğim kadar derinden hissettim bi şeyleri.

Ve hazırlandık, toparlandık, gidiyoruz. Çat pat tanıdığım iki insanla başka bir ülkeye uçacağım. Öyle çok istemişim ki bu tatili, yeni maceraya dair korkular yeni yetişti ve buldu beni. Her şeyden korktuğum gibi başıma gelebileceklerden de korkuyorum şimdi (ama çaktırmıyorum).

Belki ilk akşamda, belki ikincisinde hepi topu bir kaç gündür tanıdığım seninle aynı odadayız. Muhabbet aklıma kazınacak olan o söze gelmiş, varmış.

”Ama bu kadar endişelenme, bak anneannem bana ne der” dedin;

”Güneş bile dünyanın tamamını aynı anda ısıtamıyor”.

Ve düşündüm. Güneşin yanında ben hiç bir şeydim. Güneşin tek bir görevi vardı ve onu bile yarım yapıyordu üstelik. Olması gerektiği gibi.

Ve anladım. Daha çok uğraşmak daha çok sonuç getirmeyecekti. Elimden geldiği kadarını yapıp o noktadan sonra teslim olmalıydım. Bu farkındalık kadar hızlı gelmedi değişim ama denedim.

Sonra ikimiz de, bizi tanıştıran okulun bize biçtiği kariyerlerden farklı noktalara gittik. Sen -henüz küçük- bir imparatorluk kurdun. Ve ben markanın nakışına her baktığımda, anneannenin bu sözünü duydum kulaklarımda.

Teşekkür ederim, iyi ki tanımışım seni ❤

”Gündüz ve gece, aynı gezegenin iki yüzü”*

*konu ile alakası olmayan bir romandan alıntı.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s