Katlamak ve katlanmak

Konmari metoduna başladığımda sürdürmesi en zor gelen şey katlamak olmuştu benim için. Eşyaları düzgün tutmanın önemine hep inandım ama o yaşa kadar hep ”fıtı fıtı”, üstünkörü katlayıp geçmiştim kıyafetlerimin çoğunu. Aklımca, bir kıyafeti katlamak için geçen süre yalnızca vakit kaybıydı. Hatta bir kıyafet yakın bir zamanda tekrar giyilecekse neden katlamaya uğraşılsındı.

İlk başlarda hep üfleye püfleye katladım. Konmari metoduna uygun katlamak için düz yüzey bul, ince ince uğraş, olup olmadığını kontrol et ve yerine kaldır. On saniyeden daha uzun sürüyordu ve bu beni nedense sinirlendiriyordu. Tatlı bir kızgınlık.

Ama katlandım.

O da gittikçe daha kolay ve keyifli gelmeye başladı bana. Şimdi ”katlama boşver” deseniz, olmaz öyle şey der düzgünce ve hızlıca(çünkü zamanla pratikleştim) katlamadan bırakmam.

Şimdi anlıyorum, neden bir zamanlar kıyafetleri uzun ve özenli şekilde katlamanın içimi şişirdiğini. O pencereden bakınca, her şey kendimizle olan ilişkimize dayanıyor aslında. Kendine özenmeyen, halini hatırını sormayan bir insan, etrafındaki eşyalara vakit ayırmayı da anlamlı bulmuyor.

Ancak güzel haberlerim var; içeriden değişmek daha zor ve yorucu olabiliyor ama dışarıdan içeriye yol almak da mümkün bazen. Rutinimizde küçük ama doğru eylemlere yer verirsek, eylemlerimiz bizi içeriden iyileştirebilir. Yani bu durumda; anlamsız gelse de eşyalara daha özenli davranınca kendine şefkat göstermek de daha doğal gelmeye başlıyor bir noktadan sonra. Özellikle etrafında bulunan eşyalar zaten önceden ayıkladığın ve sana keyif verdiği için kalanlardan oluşuyorsa (:

Tabi insan neye katlanması ve neye katlanmaması gerektiğine karar vermeli öncelikle. Belki de kişiyi kendi yapan en kritik karar budur, sınırlarıdır.

Kendimde ve arkadaşlarımda neredeyse otomatikleşmiş ama bir o kadar da samimi bir refleks buldum. Konu sınırlara geldiğinde Tülay Kök’ten bahsetmeden geçemiyoruz. Yine geçmeyelim, güzel bir insanın cömertlikle hediye ettiğini alalım: Sınırlar eğitimi.

Haydi burada bırakalım bu hafta, belki kaldığımız yerden devam ederiz belki başka sulara dalarız. ”Konmari neydi ya bi dakika?” diyenler için şu eski yazıyı buraya iliştiriyorum.

”Konmari yönteminin farklı bir katlama metodu mu varmış?” diyenler için ise juju sprinkles‘ın blogundaki çizimlere göz atmanızı öneriyorum. Çok farklı değil ama biraz daha özenli sadece 🙂

Sonraki yazıda görüşmek üzere,

katlayın ama her şeye katlanmayın 😉

Sade.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s