İyi bir arkadaş

”Hiç bir şey olamıyorsan, iyi bir arkadaş ol”

Umudunu kaybedince, inancın incelince iyi insan olmanın, iyi bir arkadaş olmanın hiç bir önemi kalmıyor gözümüzde. Sadece iyi hissetmek istiyoruz. Bazen içimizdeki insan sevgisine sövüp ondan kurtulmaya çalışıyor bile olabiliriz hatta. Ancak birilerinin iyi biri olmanın, toplumda iyi bir birey olarak kalmanın kıymetini anlatması gerekiyor. Unutuyoruz.

İyi hissetmek için, kendimizi akıllı ve kârlı bulmak için yapılan kurnazlıklar toplumun her kesimi tarafından ”Helal sana”lar ile karşılanırken, anlatmaya bile değmeyecek ufak iyilikler en iyi ihtimalle göz ardı ediliyor. Anlatıldığı zamanlarda önemsizleştirilip alaşağı ediliyor, doğru kulakları bulmadığı çoğu zamanlarda olduğu gibi. Ona biçilen değer onun ederi değil. İyi biri olmak her zaman kıymetli.

Sevdiğim bir abinin, çaresizlikle bir anısını anlattığını hatırlıyorum mesela:
Arkadaşım eşiyle sorunları olduğunu ve ayrılmayı düşündüğünü anlattı. O zaman yeni evli ve çok mutlu olan ben, hiç bir şey yapamadım, hiç bir şey söyleyemedim; sadece dinledim.

Her şeye bir fikir üreten bu kişinin bu sefer fikir üretmeyip sadece dinlemesi, biz dinleyiciler için şaşırtıcıydı. Ama sonucu beklediğimizden çok daha mutlu. Bir kaç gün sonra arkadaşı geri dönüp, ‘O günden sonra kafam netleşti, evliliğimi sürdürmeye karar verdim. Beni dinlediğin için teşekkür ederim’ demiş. Bazı şeylerin çözümü işte bu kadar basit. Bazı anlatılmaya değmeyecek iyilikler işte bu kadar etkili.

Hepimizin zaman zaman düştüğüne inandığım ben-ne -işe-yarıyorum-bu-evrende krizine düştüğüm anlardan birinde(tamam ben biraz sık düşüyor olabilirim) dostum: Dur sen unutmuşsun özelliklerini, ben sana sıralayayım demişti. İlk sırada ‘toplumun iyi bir bireyisin’ duruyordu. Hışımla, o hiç bir işe yaramıyor, geç onu, dediğimi hatırlıyorum.

Şahsen, etkisini hemen göremiyor olsak da, karanlığa küfretmektense bir mum da sen yak sözüne inanıyorum. Toplumu düzeltmenin yolunun değiştirebileceğimiz tek şey olan kendimizi düzeltmekten geçtiğine inanıyorum. O mumun çevresini aydınlattığına ve ateşi soluklaştığında arkadaşlarının yardıma geleceğine de.

Son zamanlarda duyduklarım olmasa, cümlenin ikinci yarısına bu kadar inanmazdım belki. Ama çaylak bir ateş bir kere görüldükten sonra unutulmuyormuş meğer. Bir arkadaşa bırakılan ‘biraz daha dayan’ notları yeri geldiğinde bizim yüreğimize ışık olabiliyormuş.

‘Yazı nerede kaldı?’ diye soranlarım, ‘Suluboya yapıyordun ne oldu o, özledik’ diyenlerime kalpten teşekkürlerimle…

Haftaya daha iyi birer arkadaş olarak tekrar buluşmak üzere,

Sevgiler, sade.

İçimizdeki çocukların günü kutlu olsun (:


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s