Eşlik edecek biri

İnsan hikayelerden oluşan bir varlık. Yaşadığı anıları ancak sözcüklere dökerek aklında tutabilen, sözcükleri bilmediği yaşlarda oluşturduğu anılara erişemeyen. İnsan, anlatmak ve dinlemek üzerine yaratılmış güzel bir canlı. Kendinden güçlü vahşi hayvanları, birlik olduğunda yere serebilen, tek başına bırakıldığında ise, yem olmaktan kaçamayan, epey aciz. İnsan sosyal bir varlık.

Bu sosyallik ekran ardından ve filtreli olmadığında bir bütün. İletişimi kolaylaştıran bütün araçların kıymetini de bilmek gerek elbette, ama esas olanın yanında durmak ve hayatından bir âna eşlik etmek olduğunu unutmamalı…

       Yıllarca kullandığım ve rutinim olmuş metro hattında, oturacak bir yer bulmuş, kapıların kapanışını izlemiş ve çantamdan kitabımı çıkarmıştım. ''Bak şu çok ilginç'' dedi eşlikçim. Benim için tozlanmış olan onun için yepyeni bir macera. Ve kendimi anlatırken buldum haliyle, hikayelerimi paylaşırken. Şimdiye kadar aklımdan hep geçip gitmiş olan standart bir ulaşım, bu sefer hatırlanacak bir anıya dönüştü. Aklımda bir yer buldu, kalbime dokunup geçti.

Hayatımızdaki insanların çoğunun kıymetini bilmiyoruz. Bu kıymet bilmezlik kaçırıyor aslında tadımızı. Çoğu zaman keyifsiz ve tatsız hissederken eksik olanın ne olduğunu sorguladığımıza inanıyorum hepimizin*. Buradaki yazıları okumaya zaman ayıran daha az telaşlı ve daha duyarlı yaşayan insanlar olarak hepimizin hiç olmazsa 🙂

Daha iyisi olabilecekse neden olmasın, düşüncesiyle hep daha iyisini ararken, biri ardına diğer modelini alırken veya ‘daha iyisine layığım’ diye ayıklayıp dururken buluyoruz kendimizi. ‘Bu iyiydi ama sonraki daha iyi olacak’ hırsıyla oradan oraya koşarken de, bu arkadaşımla her konuda anlaşamıyoruz, diyerek hemen toksik etiketini yapıştırmaya hevesliyken de ânın tadını kaçırıyoruz. Aslında yaşadığımız dünya bir aynalar dünyası. Sen dışındaki dünyanın eksiklerine odaklanmışken senin eksiklerin gözüküyor farkında değilsin.

Uzun süreli yalnızlıklar yaşayanlar bilir, yalnızlık haline alışmak mümkün ama yalnızlıkla tamam olmak mümkün değil. Yanında kusursuz bir varlık görmeyi bekleyene kadar, etrafında sana eşlik eden kusurlu insanlardan keyif almak, kusursuz olmayan tatlı anılar biriktirmek ne güzel şey. Hem belki karşında gördüğün kusurlar sana aynadır, gelişmen gereken yerleri gösteren bir fısıltıdır. Şans versen hoş olmaz mı?

Biraz sadeleşmeden bahsedecek olursak, ayıklamak zor bir şey. Hem maddi hem manevi anlamda insanı zorlayan, gerçekten gerektiği noktaya kadar ertelememize sebep olan bir eylem. ”Joy, joy, joy.” diyor o yüzden Konmari. Bana en yakın gelen yöntem de bu. Ayıklamayı mantığa, işlevselliğe veya sayılara dayandırarak değil de hissettirdiği keyfe odaklanarak yapmak en güzeli.

Konunun yabancısı olanlar için bir antrparantez,
Konmari metodunda ayıklama aşamasında, eşyaları tek tek elinize alarak size hissettirdiğine odaklanırsınız. Joy yani ‘o uçucu tatlı his’ varsa kalır. Bazen iyi hissettirse de kullanmayacaksanız bırakmayı seçebilirsiniz veya makas, ataş, merdiven gibi işlevsel eşyalar bir şey hissettirmese de tutmayı seçebilirsiniz. Ancak her bırakılanın daha iyi bir yuva bulacağına inanarak ve sevgiyle, teşekkür ederek bırakmak esastır.

Teşekkürlerim kusurlu ve tatlı bloguma ve ona eşlik edenlere geliyor bu hafta,

iyi ki varsınız.

Sade ❤


Eşlik edecek biri’ için 2 yanıt

  1. Selam .Kusur aramaya gelmedik.Bizde yeterince var.Belki bir duygulara düşüncelere tercümana rastlarız ve belki bir düz gösteren ayna buluruz diyedir arayışlarımız.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s