Seçmek, niyet etmek ve saire

Herkesin bildiği bir hikaye var. En güzel çiçeği seçmesi için çiçek bahçesine bırakılmış bir kız. Birini görünce az ötedeki aklını çeliyor; az ötedekinin yanına varınca diğer yandaki. Bir türlü seçemeden, çiçekten çiçeğe konan bir kuş gibi uçup duruyor. Geriye de dönülmüyor.

Hayat da, bu hikaye benzeri, bir türlü durdurulamayan zamanın içinde çeşitli seçimlerle sınıyor bizi. Hangi okula gideceksin, hangi mesleği seçeceksin, ilerleyecek misin yoksa pes mi edeceksin? Değişim yapmaya cesaretin var mı? Yarının da aynı bugün gibi mi olacak yoksa artık o küçük farklılık için hazır mısın?

Küçük adımları küçümsüyoruz. ‘Şu diziyi izleyeyim, hayalim için yarım saat uğraşsam ne değişecek ki zaten’ derken kaçan zamanları fark etmiyoruz. Oysa küçük ama istikrarlı adımlarla cennete bile ulaşmak mümkün 🙂

Yanlış anlaşılmak istemem, bazen sadece bomboş bi şekilde duvara bakmak da iyi gelecek olabilir. Öz şefkat, ve aslında bir bakıma sadelik de, gerekenin gerektiği yerde olmasıdır. İhtiyacımız olmayan eşyaları alanımızda zapt ederek hem onlara hem kendimize ufacık da olsa zulmetmiş oluyoruz. Sadelikse her şeyin olması gereken yerde olmasını tavsiye ediyor bize. O yüzüncü pembe toka seni doksan dokuzuncu kadar mutlu edecekse ve kullanacaksan, kalsın. Kimsenin sade olmadığını söylemesine de aldırma. Sen kendi hikayenin kahramanısın.

Bu noktada her şeyi sadeliğe bağlama kapasiteme bir saniye saygı duruşu rica edeceğim xD

Öz şefkat, iç sesimize yerleşmiş tatlı bir ebeveyn gibi, kendi kendimizi hem adım atmaya yüreklendirip hem de gerektiğinde dinlenmeye, şımarmaya çağırmaktır, benim iç sözlüğümde. Kendine iyi gelmektir.

Tanımlarda anlaştıysak geri dönelim konumuza. İçimizdeki ses her elimizi attığımız çiçekte bizi kırıyorsa, bir süre sonra elimizi uzatmaktan bile korkar hale geliyoruz. Bizi kıranın kahrolasıçiçekler olduğunu, o lanet olasıgüneşin özellikle gelip bizi yaktığını söyleyebiliriz ama içten içe biliriz aslında: Kendimizi kıran yine kendimiziz. Dünya hoyrat davranıyor olabilir; evet. Ancak o hoyrat davranışları hak etmediğini bilen kişi umursamadan devam eder yoluna. Organizmalar, içlerindeki en basit dürtüyle iyi gelmeyen şeyden kaçar, iyi gelene yaklaşır. Böylece ideal ortamını bulur ve yaşar; çiçeklenir.

Ancak, her şeyden kaçar hale geldiğinde; köklenemiyorsun. Veya yaşayacak bir yer buluyorsun ama, aslında doğru toprakta olmadığın için açman gereken tomurcuklar filizlenemiyor bir türlü. Sana neyin iyi geldiğini bul. Bir çiçek/bir yol seç kendine ve yürü. Zaman her türlü geçiyor.

Seçtiğinin sana iyi gelmesine, emeklerinin karşılığını misliyle geri döndürmesine niyet et. Niyetini temiz tut. Üstelik seçtiğin çiçeğin kusursuz olması gerekmiyor. Ama hikayenin devamını bilebilmek için, seçmiş olman gerekiyor. Seç, sahiplen, şefkatle emek ver. Söz veriyorum, senin olan çiçek, bütün çiçeklerin en güzeli olacak.

Hikayelerini anlatmak için sabırsızlandığın gün, seni dinlemek için orada olacağım.

Kendine her geçen gün çok iyi bak,

Sade.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s